28 Ağustos 2009 Cuma

BU MUHTEŞEM BİR HAYAT / bu filmi bulup izleyin



Stewart, minik bir kasabadaki fakir bir isadamiydi.
Cocuklugundan beri butun hayali dunyayi dolasmakti ama art arda gelen olaylar yuzunden kasabasini terk edememis, sonunda babasinin pek de parlak olmayan isini devralmak zorunda kalmisti.
Sevdigi bir karisi ve cocuklari vardi.Ama isler iyi gitmiyordu.Borclar birikmisti.Yasadigi hayal kirikligina bir de borclar eklenince dayanacak gucu kalmamisti.
Karli bir gece arabasina binip, kasabanin biraz otesinden akan nehrin kiyisindaki bara gidip iyice sarhos olana kadar ictikten sonra kendini koprunun uzerinden ativermisti.
Stewart sulara duserken, karanlik goklerden gelen bir konusma duyuldu.
Tanri, 'ikinci sinif meleklerden' birine gorev veriyordu.
- Eger bu umitsiz adama yeniden yasama istegi vermeyi basarirsan, ben de sana cok istedigin o iki kanadi verir, seni birinci sinif melek yaparim.Ve, yeryuzune tonton, yasli bir adam kiliginda 'basarisiz' bir melek dusuyordu. O gune dek bir turlu verilen gorevleri dogru durust yerine getiremedigi icin istedigi kanatlara kavusamayan, kederli bir melekti bu. Gorevi ise cok zordu. Tumuyle caresiz, borclar icinde yuzen, hayallerini kaybetmis, istediklerinden hicbirine kavusamamis, dunyayi gezmek isterken onemsiz bir kasabaya sikisip kalmis bir adama hayati yeniden sevdirecek, onu intihardan vazgecirecekti.
Melek yeryuzune indiginde, bir polis Stewart'i sulardan cikariyordu.
Onu, kendini sulara atmadan once son ickisini ictigi bara goturuyordu ama orasi simdi cok degisikti. Serserilerin toplandigi, pis bir batakhane olmustu.Kimse Stewart'i tanimiyordu.Stewart kasabaya donuyordu ama orada da eski dostlari onun kim oldugunu bilmeyen gozlerle ona bakiyorlardi.Kasaba bakimsizdi, cirkindi, karanlikti.Eski bir okul arkadasi arka sokaklarda fahiselik yapiyordu.Karisi ise bir kutuphanede calisan zavalli bir yasli kizdi.O sulara atlamadan once unlu bir adam olarak dunyayi dolasan erkek kardesinin ise bir kilisenin bahcesinde mezari duruyordu.Stewart, suya dusmesiyle cikmasi arasinda gecen bu bes dakikada her seyin nasil bu kadar degisebilmis oldugunu anlayamadan etrafina bakarken 'ikinci sinif melek' yanina yaklasiyordu.
Ona anlatmaya basliyordu.- Sen hayatina son vermek istedin ya, ben daha iyisini yaptim, sen hic bu dunyaya gelmemis gibi oldun... Sen olmamis olsaydin ne olacakti, gor...Kardesim ne zaman oldu, diye soruyordu Stewart.
- Sen dokuz yasindayken o kuyuya dusmustu ve sen onu kurtarmistin. .. Ama ben senin dogumunu iptal edince ve sen hic dogmayinca onu kurtaracak kimse de olmadi... O cocukken oldu.
- Peki sinif arkadasim ne zaman fahise oldu?- Bir gun o cok parasiz kalmisti, para bulabilecegi hicbir yer yoktu ve sen ona borc vermistin... Ama sen olmayinca o gece kendini satti ve sonra fahise olarak kaldi.
- Kasaba niye boyle bakimsiz ve korkunc gozukuyor?- Cunku sen babanin yerini aldiktan sonra insanlardan para toplayip kooperatifler kurmustun, binalar yapmistin, kasaba gelismisti.. . Sen hic olmadigin icin o kooperatif kurulmadi, o binalar yapilmadi, kasaba bakimsiz kaldi, o insaatta calisip para kazanan bircok insan para kazanamayip serseri oldu.
Butun seyircilerle birlikte Stewart da, bir insanin farkina varmadan ne kadar cok baska insanin hayatina degdigini, o hayatlari varligiyla degistirdigini, en siradan insanin bile bu hayatta tahmin edemeyecegi olcude onemi oldugunu goruyordu.
Tavana asilmis, bircok degisik parcadan olusmus oyuncaklar vardir, her bir parca baska bir parcaya dokunarak bir ruzgar yaratir ve oyuncak donup durur. O parcalardan birini cikardiginizda butun ruzgari kesersiniz. Oyuncak kimiltisiz kalir.
Frank Capra'nin o filminde de, hayatin aynen o oyuncak gibi birbirine degen insanlarla dondugunu, aradan bir tek insani bile cikarip aldiginizda hayatin donusunu etkilediginizi, bircok olayin farklilastigini, herkesin sandigindan daha buyuk bir rolu ve degeri oldugunu anliyordunuz. Degersiz ve islevsiz kimse yoktu. Stewart, o yasli ve tonton 'ikinci sinif' melek sayesinde bu gercegi gorunce intihar etmekten vazgeciyordu. Kendisine o kadar manasiz ve degersiz gozuken hayatinin aslinda bircok insan icin ne kadar degerli oldugunu kavriyordu. O intihar etmekten vazgecince yeniden her sey eskisine donuyordu.'Bu muhtesem bir hayat' isimli film, mutlu sonla biterken de gokyuzunde bir 'cin' sesi duyuluyordu. Tonton melege, Tanri cok arzuladigi kanatlarini veriyordu.
Kendimizi manasiz ve yararsiz buldugumuz zamanlar vardir.Degersiz oldugumuzu, sevilmedigimizi dusunuruz.Hayal kirikliklariyla dolu hayatimizda neden istediklerimizin hic gerceklesmedigini merak ederiz.
Cevaplar arariz.Bulamayiz genellikle.
Cevaplar vardir aslinda!
Kendimizi yararsiz buldugumuzda cok yararli isler yapmisizdir, sevilmedigimizi sandigimizda sevilmisizdir, degersiz oldugumuzu dusundugumuzde degerimizi bilenler cikmistir.
Bircok hayati ayni anda kimildatan o sihirli ruzgari yaratmakta bizim de farkina varmadigimiz buyuk bir rolumuz olmustur.Eger Tanri 'ikinci sinif' meleklerinden birini bize gonderse ve bizsiz bir hayatin nasil olacagini gosterseydi, sanirim hepimiz kendimize de hayata da baska turlu bakardik. Hatta, o melek bize 'istediklerimiz gerceklestiginde nasil bir hayatimiz olabilecegini' gosterseydi belki istediklerimizin gerceklesmemesi icin dua ederdik.
Bu muhtesem bir hayattir.
Cevabi ve sirri kendi icinde saklidir.Ve, o hayati hep birlikte yapariz.Bazen rolumuzden sikayet ediyorsak, bu da rolumuzun kiymetini bilemememizdendir.

2 yorum:

  1. bu filmin konusu çok hoşuma gitti güzelde bir yazı olmuş izniniz olursa blogumda yayınlamak isterim bende. alıntı adresi vererek tabi ki...

    http://tubyaandmemo.blogspot.com/

    YanıtlaSil
  2. Hoşgeldin Tuğba,tabi yayınlayabilirsin ...

    YanıtlaSil

Yorum yazan eller dert görmesin

FEEDJIT Live Traffic Feed

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin

Blog Arşivi

Blog Listem

Sesli Sozluk: Seslisozluk.com

Antalya'da Yaşamı Kolaylaştıralım

Ev yemeği istiyorum,
Evime temizlikçi bayan arıyorum,
Evime gelsin kuaför,manikür,pedikür,

Mail atmanız yeterli tüm hizmetler kapınızda...
ozgurvahide@hotmail.com